“GERÇEKLEŞEN MUCİZELER”İN SİTESİ

Hemen hepimiz sabah gözümüzü açtığımız andan itibaren belli başlı işlere dalarız. Önce gözlerimizi açarız, yatağımızda yavaşça doğrulur kalkar ve yürürüz, kahvaltı eder, giyiniriz. Annemizle ya da babamızla sohbet ederiz, konuşuruz, karşımızdakilerin konuştuklarını da eksizsizce duyarız. Belki salonda emekleyen minik kardeşimizi şefkatle kucaklarız. Sonra pencereden dışarı bakarız ve iliklerimizi ısıtan güneşi, masmavi gökyüzünü görürüz. Belki o an pencerenin önünden uçan kuşların seslerini duyarız. Düşen bir yaprağı izlerken, ağaçtaki olgunlaşmış elmaları fark ederiz. Sokakta yürüyen, arabalarıyla bir yerlere yetişmeye çalışan insanları görürüz. Kısacası bizim için sıradan bir gün daha başlamıştır. Gördüğümüz, duyduğumuz şeyler alışılmıştır; bu yüzden bunların üzerinde düşünmeye çoğunlukla gerek bile duymayız.

Oysa bütün burada saydıklarımız, aslında hepsi tek başına birer “mucize”dir. Sıradan sandığımız hayatımız aslında mucizelerle doludur!

Gözlerimizi açmamız...Görmemiz... Belki bizim için son derece sıradan olan bu mucizevi olay, milyonlarca işlemin bir arada kusursuzca gerçekleşmesiyle hayat bulur. Görmemiz için göz kaslarımızdan korneamıza, göz bebeğimizden retinamıza herşey bir arada, bir uyum içinde ve son derece süratli bir şekilde çalışır.

Konuşmamız...Yine hiç çaba sarfetmemize gerek kalmadan gerçekleşen bu olay da son derece karmaşık bir yapının hatasızca işlemesi sonucu gerçekleşir.

Ya salonda emekleyen bebek? Bir bebek hakkında hiç detaylı olarak düşündünüz mü? Onun anne karnında geçirdiği mucizevi günleri, o minicik ayakları üstünde birgün nasıl doğrulabildiğini, küçücük vücudunun zamanla nasıl büyüdüğünü, konuşmaya başlamasını... Dünyadan haberi olmayan, ne çevresine ne kendi bedenine söz geçirmeye gücü olmayan bir bebeğin başlı başına bir mucize olduğunu hiç düşündünüz mü?

Sonra gökyüzündeki güneş, ısıtan ama kavurmayan, dünyaya tam da olması gerektiği uzaklıkta olan güneş...

Ve meyveler...Her biri birbirinden lezzetli, birbirinden farklı renk ve yapıda çeşit çeşit meyveler...Kuru bir tahta parçasına benzeyen bir tohumun, toprakta gelişip filizlenip birgün dalından harika bir tadı olan bir muz vermesi, sulu bir şeftali ya da salkım salkım üzüm vermesi aslında bir mucize değil midir?

İşte hayatımız, burada saymakla bitiremeyeceğimiz milyonlarca mucizenin her an her saniye gerçekleşmesinden başka bir şey değildir. Alışılmış, sıradan olaylar olarak gördüğümüz ve üzerinde belki de hiç düşünmediğimiz birçok olay aslında Yüce Rabbimiz'in dilemesiyle “gerçekleşen mucizeler”dir.

Ve Muhammed Hasenoğlu, bu siteyle sizi gerçekleşen mucizeler dünyasına davet ediyor. Bu dünyayı keşfe doyamayacaksınız!

 


 


© 2004 Muhammed Hasenoğlu www.muhammedhasenoglu.com
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.
danisma@muhammedhasenoglu.com