Yılanlardaki Isı Algılayıcı Sistem

Bütün canlılar çevrelerinde olan olaylardan haberdar olmak zorundadır. Aksi takdirde besin bulamaz ve tehlikelerden korunamazlar. Dolayısıyla her canlının yaşamını sürdürebilmesi için cisimleri ayırt edebilmesini ve gereken tepkileri vermesini sağlayacak özelliklere ihtiyacı vardır. Her canlı türünün ihtiyaçlarına göre bu sistemleri farklı farklı yaratan Allah, yılanları da her ortamda düşmanlarını tanıyacak ve yiyecek bulacak algılayıcı sistemlerle donatmıştır.

Dışarıdaki cismin ne olduğunu haber veren ve canlının hareketlerini yönlendiren algılayıcı sistemler, her canlı türünde kendine özgüdür. Yön tayin sistemleri, kızıl ötesi gözler ve özel duyu sistemleri canlılardaki algılama sistemlerinden sadece birkaçıdır. Bunların ortak özelliği, algılamayı sağlayan bütün parçaların canlının yaşaması için gerekli olan diğer organlarla bir bütünlük ve uyum içinde olmasıdır. Örneğin yılanlar, ısı dalgalarının gözlerine çarpmasıyla harekete geçen alıcı bölgelere sahiptir. Sinir hücreleri ise görüntüyü beyne olduğu gibi taşır. Yılanın beyni de bu sinyallerin ısı dalgaları olduğunu algılar.

Tesadüfen ortaya çıkması imkansız olan bu gibi tasarımlar, canlıları Allah'ın yarattığını kanıtlayan delillerin sadece bir bölümüdür. Allah'ın yüceliğini ve ilminin sınırsızlığını kavrayabilmek için bu gibi örnekler üzerinde düşünmek önemli birer vesiledir.

Çıngıraklı Yılan Avını Nasıl Yakalar?

Çıngıraklı yılanın başının ön kısmındaki yüz çukurlarında ısı algılayıcıları vardır. Yılan bunları kullanarak çevresindeki canlıların vücut sıcaklıklarının neden olduğu kızıl ötesi ışınlarını saptar. Bu saptama, ortam sıcaklığındaki 1/300'lük bir derece artışını saniyenin binde 35'i kadar kısa bir sürede tespit edebilecek kadar hassastır. Hatta bu hassasiyet o kadar fazladır ki yılan, kendisinden uzaklaşmış olan avının ayak izlerinden yayılan ısıyı tespit ederek de avını takip edebilir.

Yılanın bu hassas ısı algılama duyusu sadece av bulmaya yaramaz. Yılan soğukkanlı bir hayvandır. Yaşadığı ortam ancak 30 derecenin üzerinde olduğunda normal yaşamsal faaliyetlerini devam ettirebilir. Bu nedenle ısı algılayıcıları, kışları geçirecekleri sıcak bir mağara veya ağaç kovuğu bulmalarında yılanların en büyük yardımcılarıdır. 14 yılan türünden sadece ikisinde ısı algılayıcılar vardır. Bu iki türün sahip olduğu algılayıcılar arasında da yapısal olarak farklılıklar vardır. Örneğin engerek yılanlarındaki algılayıcılar başın ön tarafında, gözlerin aşağısındaki açıklıkları ileri doğru bakacak şekildedir.

Çukurlar birkaç milimetre çapında ve 5 mm. kadar derinliktedir. Çukurun içi bir zar aracılığı ile ikiye ayrılır. Böylece iç ve dış odacık olarak adlandırılan bölümler oluşur. Yılanın kafasında, zarın içine doğru sonlanan ve "trigeminal" olarak adlandırılan iki sinir kolu vardır. Avın bedeninden yayılan ısı, elektrik sinyallerine çevrilir. Trigeminal sinirin görevi ise bu sinyalleri beyne göndermektir.

Beynin ısı sinyallerini algılayan kısmı ise "terminus"tur. ("The Infrared receptors of snakes", Animal Engineering, Readings from Scientific American with Introductions by Donald Griffin, The Rockefeller University W. H. Freeman Com., San Francisco, ss.66-70) Sinir kolu bu bölgeye yaklaştıkça üzerindeki özel kaplama malzemelerini kaybetmeye başlar. En sonunda geniş ve yayvan bir yapı halini alır. Bu yapının uçlarında mitokondri denen küçük hücresel yapılar mevcuttur. Isı uyarısı bunlara uğradıklarında yapısal olarak değişime uğrar. İşte avın algılanması da bu değişim sayesinde gerçekleşmektedir. Bugün bu algılama sisteminin nasıl çalıştığı tam olarak bilinmemektedir. Bilim adamlarının bu konudaki ortak kanısı, algılamanın tamamen özel yapıdaki anlaşılamayan bir süreç sonunda gerçekleştiğidir.

Yılanlar Isı Saçan Cismin Gerçek Bir Av Olup Olmadığını Nasıl Anlar?

Yapılan bir deneyde yılanın, ısı algılayıcısının ve çatal dilinin ortak çalışması sayesinde ısı kaynağının gerçek bir av olup olmadığını tespit edebildiği anlaşılmıştır. Karanlık ortamda yılanın önüne sıcak bir kum torbası ve ölü bir hayvan bırakılmıştır. Yılan ilk başta torbaya hemen hamle yapmakta ancak yemeye çalışmamaktadır. Ölü hayvandan bir ısı yayılmamasına karşın ona rastlayınca diliyle yoklamış ve ardından da yemeye başlamıştır. Eğer böyle olmasaydı yılan her ısı kaynağına saldıracak, av zannettiği nesneyi sokacak ve boş yere güç harcamış olacaktı. Ancak iki duyu sisteminin birbirini destekleyecek özelliklerde yaratılması sayesinde böyle bir durum ortadan kaldırılmıştır.

Isı Algılayıcı Sistemdeki Özel Kontrolün Önemi

Yılanın ısı algılayıcı sistemi, kendi vücut ısısından bağımsız olarak çalışır. Sistem; uyarı başlar başlamaz çalışmakta, sonrasında tepki vermemektedir. (a.g.e) Sadece bu özellik bile yılanlardaki bu sistemin kendiliğinden olamayacağının anlaşılması için yeterlidir. Eğer ısı algılayıcıları, hayvanın kendi vücudundan yayılan ısıyı da dikkate alsaydı, sistem sürekli olarak sinyal verecekti. Bu sinyaller yılanın çevredeki ısı kaynaklarından aldığı sinyalleri perdeleyecek ve sistemi felç edecekti.

Yılanların gece görüş sistemine, hatasız yer tespit özelliğine ve başka bir hayvanı zehirleyerek öldürmek için gerekli olan donanıma sahip olması şaşırtıcı ve mükemmel bir özelliktir. Tüm bu örneklerde de görüldüğü gibi yılanların vücut sistemlerindeki her şey kompleks ve birbirleriyle ilişkilidir. Tüm organlar en ince ayrıntısına kadar kusursuz detaylara sahiptir. Bu ise çok açık bir şekilde yaratılışı kanıtlar. Yılanları, kokuları algılamadaki mükemmel yetenekleriyle, zehir sistemleriyle ve diğer tüm özellikleriyle birlikte yaratan üstün güç sahibi Yüce Allah'tır. Allah'ın kusursuz ve benzersiz yaratma sanatı Kuran'da şöyle bildirilir:

"İşte gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, üstün ve güçlü olan, esirgeyen O'dur. Ki O, yarattığı her şeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır." (Secde Suresi, 6-7)

Yılanların Çenesi


  • Yılanlar 180 derece açılabilen güçlü çenelerindeki dişlerini, bir otomobilin yarım saniye içinde 0 km'den 90 km hıza erişmesi ile eşdeğer bir süratte avlarına geçirirler.

  • Yılanın koku alma organı çatal dilidir. Bu dil yardımıyla koyu karanlıkta dahi yarım metre ilerisinde yere çömelmiş hareketsiz bir canlıyı fark edebilir.

  • Birçok yılan türü, kendi vücut çapının 3 ya da daha fazla katı genişlikteki avını yutabilir.


Bilinmeyen Özellikleriyle Yılanlar...

  • Bugün dünya üzerinde yaşayan 2700'den fazla yılan çeşidi vardır.

  • Yılanların göz kapağı ve dış kulağı yoktur.

  • Kemirgen canlıları (fare vb.) avlayarak, bu canlıların kontrolsüzce çoğalmasını engellemeleri doğadaki denge açısından büyük önem taşımaktadır.

  • Bazı krokodil türü yılanlar, ağızları açık şekilde uzanarak, kuşların güvenli bir şekilde diş ve dişetlerindeki yiyecek parçalarını ve parazitleri yemelerine izin verirler.

  • Dünyanın en uzun yılanlarından olan kral kobranın boyu, yaklaşık olarak 6 metredir.

  • Şu ana kadar görülen en uzun yılan 10 metre boyunda bir piton yılandır.

  • Yılanların 4'ü üst çenede, 2'si alt çenede olmak üzere 6 sıra dişi vardır.

  • Kral kobra türü yılanlar, bir ısırıkta avlarına 350-450 mg zehir geçirirler. Bu, 10 ila 13 yetişkin insanın ya da büyük bir filin ölmesi için yeterli bir miktardır.

  • Yılan türleri içinde en uzun dişlere sahip yılanlar, yaklaşık 5 cm'lik diş uzunluğu ile engerek yılanlarıdır.

  • Yılanın, avını etkisiz hale getirmek için kullandığı en büyük silahı 'zehir dişleri'dir. Bu dişlerin uzunluğu 4 cm. kadardır. Yılanın bu dişlerini kullanarak avına geçirdiği zehir, ya avın merkezi sinir sistemini felce uğratır ya da kanını pıhtılaştırarak ölümüne neden olur..


Bir canlının ışığın olmadığı ortamda görebilme, kusursuz koordinat tespit etme özelliğine ve başka bir hayvanı zehirleyerek öldürmek için gerekli olan donanıma sahip olması Allah'ın kusursuz ve benzersiz yaratma sanatının bir delilidir.



 


© 2004 Muhammed Hasenoğlu www.muhammedhasenoglu.com
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.
danisma@muhammmedhasenoglu.com

 

eskimisir.com evcilhayvanlar.net