Mucizevi Savunmalar

Bizim için sıradan olan, vücudumuzdaki olağan tepkiler, aslında mucizevi bir sistemin parçasıdır. Ateşimizin yükselmesinden, bayılmaya, hapşırmaktan, bronzlaşmaya kadar her birinin aslında bu son derece hassas mekanizmanın parçası olduğunu biliyor muydunuz?

Biz farkında olmasak da vücudumuzda her saniye, milyonlarca işlem ve reaksiyon gerçekleşir. Vücudumuzdaki bu hareket, uyku esnasında dahi devam eder. Vücudu, içinde bulunduğu olağan dışı durumdan korumak için devreye giren reaksiyonlardan biri de özel savunma mekanizmalarıdır.

Vücuttaki her sistem, organ ve hücre topluluğu görev dağılımına göre bir bütünlük içerisindedir. Bu sistemde en ufak bir aksama olduğunda düzen bozulur. Bu nedenle insan farkında olsa da olmasa da bu özel savunma mekanizmaları acil durumlarda tıpkı bir ordu gibi insan vücudunu korurlar. Bu koruma sırasında çalışan tüm elemanların ve bu elemanların uyguladıkları yöntemlerin hepsi başlı başına birer mucizedir.

Vücudun acil ihtiyaçlarına göre devreye giren bu özel savunma yöntemleri, bunları öğrenen her insanı hayrete düşürecek niteliktedir. Her aşaması titiz bir plan dahilinde işleyen özel savunma mekanizmalarından bazıları şunlardır:

Hıçkırma

Neden...


Yemek yerken, yutkununca bazen yemek ile birlikte bir miktar da hava alınır. Hıçkırık, yiyeceğin yüzeyine yapışarak sindirim sistemine giren bu havayı atmak için sindirim sisteminin gösterdiği bir tepkidir.

Nasıl...

Diyafram süratle büzüşerek, çok ani ve hızlı nefes almayı sağlar. Bu arada boğazın üst tarafında, ses tellerinin bulunduğu kısımda bir kapanma olur ve buradan geçen hava bir an bloke edilir. Bu da boğazdan bir sesin çıkmasına neden olur.

Midedeki bir olayla diyaframın ilişkisi, bu iki organdaki sinirlerin birbirine çok yakın hatta iç içe geçmiş olmalarından kaynaklanır. Bu nedenle daha çok yemek yedikten sonra hıçkırırız. Sindirim işlemi bittikten sonra hıçkırık olmaz.

Etkisi...

Şimdi hıçkırık refleksini tetikleyen nedenler üzerinden biraz düşünelim. Şayet bu refleks olmasaydı, sindirim sistemimize giren havadan haberimiz dahi olmazdı. Rahatsızlık hissetsek de bu havayı itmemiz için hıçkırık benzeri bir işlemi gerçekleştirmemiz gerektiğini bilemezdik. Kendi irademizle bunu denerken ise rahatsızlığımız daha da artardı. Oysa biz daha bunları hiç düşünmeden bizim için vücudumuzda bir refleks olarak bu önlem alınmıştır. Bu kusursuz mekanizma kullarına karşı çok şefkatli olan Rabbimiz'in sonsuz ilminin delillerinden birini daha gözler önüne sermektedir.

Hapşırma

Neden...


Hapşırma, burun mukozasında bulunan ve rahatsızlık verebilecek herhangi bir maddenin dışarı atılması ihtiyacı nedeniyle meydana gelen bir reflekstir. Hapşırarak burundan şiddetli bir şekilde hava çıkarılmış olunur.

Nasıl...

Burun mukozasında rahatsızlık veren herhangi bir madde, bu siniri uyarınca beyne mesaj iletilmiş olur. Bunun karşılığında da, beyindeki refleks merkezleri tarafından hapşırma tetiklenir.

Etkisi...

Hapşırma esnasında yüz, göğüs ve karın kaslarının birçoğu kasılır. Bu kasılmalar, birbiriyle paralel bir sistem içinde gerçekleşir. Bu paralellik için gerekli program da, beyinde ve omurilikte yer alır. Bu nedenle de, hapşırma hissi başladığında, onu durdurmak çoğunlukla mümkün olmaz. Zaten meydana gelen basınç nedeniyle kılcal damarlarda zedelenmeye de yol açabileceği için, hapşırmanın tutulmaya çalışılması önerilmez.

Hapşırmadan sorumlu olan sinirler, aynı zamanda gözün dış yüzeyindeki kornea ile de ilişkilidir. Bu nedenle, hapşırdığımızda genellikle gözler de yaşarır. Ve gözler açık tutulamaz.

Burun solunum yollarımızın giriş kapısıdır. Buradan hava girişini engelleyen, rahatsızlık veren herhangi bir durumda bir koruma olarak hapşırma refleksi devreye girmektedir. Bu refleks ile tamamen istem dışı bir biçimde ani ve çok şiddetli nefes vermiş oluruz. Biz farkında bile değilken bizim adımıza koruma altına alınan vücudumuz, Yüce Allah'ın kusursuz yaratışını gözler önüne seren sayısız delillerden sadece birini oluşturmaktadır.

Bayılma

Neden...


Kalp atışının, soluk alma hareketlerinin, gerçekten ya da görünüşte durmasıyla meydana gelen bilinç kaybına "bayılma" denir.

Bayılmak da tıpkı sözü edilen diğer refleksler gibi istem dışı bir bilinç kaybıdır. Vücudu üstesinden gelemeyeceği bir acı hissinden korumak ve beyne daha fazla kan gitmesini sağlamak amacıyla gerçekleşir. Bu refleks aynı zamanda vücuttaki başka bir problemin de habercisi olabilir. Bu şekilde de önceden tedbir alınmasına yardımcı olur.

Sinir sistemi çok duyarlı olan kimselerde, bayılmalara daha çok rastlanır. Aşırı heyecan, korku, stres, güneş çarpması, kötü kokular, diş çekilmesi, kan görmek, çok keskin bir sancı, ağrı gibi durumlar bayılmaya neden olabilir.

Nasıl...

Bayılmadan önce, baş döner, gözler kararır. Çoğunlukla, kulaklar da çınlar. Bunun sonucu olarak, yüz sararır. Nabız, duyulmayacak kadar yavaş atmaya başlar. Eller soğur, dudakların rengi solar. Buna karşılık, alın ve yüz soğuk soğuk terler. Sonunda kişi kendini kaybederek, yere düşer.

Etkisi...

Herhangi bir müdahale olmadan bayılan kişi, birkaç dakika içinde, yavaş yavaş ayılır, kendine gelir. Önce yüzün rengi düzelir, kalp vuruşları netleşir. Kişi derin bir uykudan uyanırmış gibi, bilincine kavuşur.

Ateşin Yükselmesi

Ateş yükselmesi, insan bedeninin hastalıkla savaşma belirtisidir ve insanı dinlenmeye ve yatmaya zorlar. Böylece vücudun ihtiyacı olan enerji; yürümek, gezmek, çalışmak vs. gibi günlük işlere harcanmamış olur.

Ateş yükselmesi hastalığın sebep olduğu bir yan etki değildir. Ateş, hastalıkla savaşta insanı dinlenmeye zorlamak için özel olarak ayarlanmış bir güvenlik önlemidir. Bir refleks olmamakla birlikte, tamamen kontrolümüz dışında alınan bu önlem, vücudumuzda biz farkında bile olmadan işleyen kusursuz sistemin bir parçasıdır.

Allah Kullarını Rahmetiyle Kuşatandır

Vücudumuzu incelediğimizde istem dışı işleyen organlara ait, kendi kendini koruyan, iyileştiren ve hiç şaşmadan işleyen hayranlık uyandıran sistemlerle karşılaşırız. Refleksler ve buna benzer savunma mekanizmaları da bu olağanüstü sistemlerin çok önemli birer parçasıdırlar.

Tüm sistemleri en kusursuz şekilde rahmetiyle kontrol eden Yüce Allah, kullarını mükemmel bir düzen içinde yaratmıştır. Öğrendiğimiz her bilgi, bize Allah'ın yüceliğini ve üstün kudretini kanıtlayan birer yaratılış delilidir. Bir Kuran ayetinde Rabbimiz'in yaratma sanatı şöyle bildirilmiştir:

"Allah, yeryüzünü sizin için bir karar, gökyüzünü bir bina kıldı; sizi suretlendirdi, suretinizi de en güzel (bir biçim ve incelikte) kıldı ve size güzel-temiz şeylerden rızık verdi..." (Mümin Suresi, 64)

 


© 2004 Muhammed Hasenoğlu www.muhammedhasenoglu.com
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.
danisma@muhammmedhasenoglu.com

 

eskimisir.com evcilhayvanlar.net