Mikro Canlılar Kainatın Yaratılışını Anlatıyor- 1

Gaybın anahtarları O'nun Katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (Enam Suresi, 59)

Denizler, her biri kendine özgü yapılarıyla, birbirinden farklı deniz canlılarını barındırır. Sayıları milyonlarla ifade edilen bu canlılar arasındaki ortak yaşam şekilleri, savunma mekanizmaları, muhteşem yaratılışları ve ilginç özellikleri ile evrim teorisinin geçersizliğini ve Yüce Allah'ın benzersiz yaratma sanatını gözler önüne sererler.

Tıpkı denizlerde olduğu gibi, karada yer alan ve henüz sayılarını bile tam olarak bilemediğimiz mikro canlılar Yüce Allah'ın benzersiz yaratma sanatına dair örnekler oluştururlar.

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)

1- Sünger-Alg İlişkisi

Antarktika yakınlarındaki Ross denizinde, suyun 120 metre altında oldukça ilginç bir sünger türü (Rosella racovitzea veya Rosella) yaşar. Bu sünger, biyomimetrik açıdan optik bir kablo özelliği gösterir. Çünkü gövdesinden yukarı doğru uzanan, özellikle uç kısımları silika (cam) içeren, her yönden ışığı toplayacak özellikte, 10 cm uzunluğunda ve 200 ile 600 µm arasında değişen çaplarda ipliksi uzantılara sahiptir. Süngerin bu ipliksi çıkıntıları, optik kablolar gibi güçlü ve esnek, cam malzeme içerdiği halde kırılgan olmayan ve kopmayacak kadar sağlam bir yapıdadır.

Peki bu canlı neden böylesine güçlü ipliksi uzantılara sahiptir?

Çünkü canlının içinde, güneş ışığından faydalanarak besin üretebilen bir mavi-yeşil alg yaşamaktadır. Ancak 120 m derinlikteki loş ortamda, bu algin besin üretebilmesi imkansızdır. İşte bu noktada, içinde yaşadığı süngerin ışığı toplayan ipliksi çıkıntıları algin imdadına yetişir. Sünger, optik kabloları ile ortamdaki ışığı her yönden toplar ve içindeki alge iletir. Mavi-yeşil alg de bu toplanan ışıkla hem kendisinin, hem de süngerin hayatını devam ettirmesini sağlayacak besinleri üretir.

Bu iki canlının, evrimcilerin iddia ettiği gibi tesadüfen bir araya gelmesi beklenemez. Çünkü ne sünger ne de mavi-yeşil alg, biri diğerini bulana kadar milyonlarca yıl boyunca tek başına yaşamını sürdürebilirdi. Ayrıca bir araya geldiklerinde de birbirleri ile anlaşıp iş bölümü yapmalarını sağlayacak akılları ve konuşma yetenekleri yoktur. Bu iki canlı Yüce Allah tarafından bir araya getirilmiş ve ortak bir yaşam kurmuşlardır.

2- Teknoloji Harikası Sedef

Denizde yaşayan canlıların pek çoğunun kabuğunda sedef bulunmaktadır. Karındanbacaklı canlı türlerinden biri olan Haliotis rufescens, bu tip canlılardan biridir. Bu canlının kabuğunun içinde bulunan sedef ise tam bir teknoloji harikasıdır. Çünkü bu sedef, bir mühendisi hayrete düşürecek ölçüde ince hesaplarla oluşmuştur. Sedef, 300 nanometre kalınlıkta altıgen şeklinde aragonit tuğlaların, aralarına giren 10 nanometrelik organik bir zarla çevrelenmesiyle meydana gelmiştir. Zarın içindeki tuğlalar hem hareket edebilecek kadar özgür, hem de birbirlerinden ayrılmayacak şekilde sabittirler. Bu tuğlaların duvar oluşturur gibi dizilmeleriyle oluşan yapı, herhangi bir teknoloji ile üretilebilecek seramik ya da metal yapılardan çok daha güçlüdür. (www.epa.gov) Küçücük bir canlının kendisini koruyacak olan kabuğun içini bir mühendis gibi ince hesaplar yaparak kaplaması, oluşan sedefin kabuğun şeklini alması ve bu sedefin teknoloji ile üretilebilecek seramik veya metal malzemeden daha sağlam olması Yüce Allah'ın yaratış delillerindendir.

3- Manyetik Bakteriler

Suda yaşayan bir bakteri türü olan Aquaspirillum Magnetotacticum'un, oksijene ihtiyacı vardır. Bu bakteri türü ihtiyacı olan oksijeni bulabilmek için oldukça ilginç bir yöntem kullanır. Öncelikle ortamdaki demir iyonlarını toplar ve bunları oksitleyerek düzgün şekilli, mıknatıs özelliği olan parçacıklar haline getirir. “Magnetit” adı verilen bu parçacıklar ise, yaşaması için ihtiyacı olan oksijene ulaşması için bakterinin yönünü tayin ederler. Nasıl mı? Bakterinin içinde inci gibi sıralanarak… Bu parçacıklar, dizildikleri sırayı bozmadan oksijenin olduğu yöne doğru meyil ederler ve bakterinin de buraya yönelmesini sağlarlar. (www.pubmedcentral.nih.gov)

Gözle görülemeyecek derecede küçük bir canlının demir iyonlarını toplaması, bunları bir kimyageri hayrete düşürecek biçimde oksitlemesi, fizikçileri hayran bırakacak derecede detaylı bir bilgiye sahip olarak bu parçacıklara mıknatıs özelliği kazandırması, Yüce Rabbimiz'in yaratma sanatını bir kez daha gözler önüne serer.

4- Işık Saçan Deniz Anası

Bahama kıyılarında 800 m derinlikte saydam vücutlu deniz anaları (Clytia languidum), çapları 2 cm olan dairevi bir vücut şekline sahiptir. Bu deniz anasına, bir balık veya kaplumbağa yaklaşıp dokunduğunda, vücudu kare şekline dönüşür. Bu şekli aldıktan sonra yeşil bir ışık saçmaya başlar, bu şekilde karanlık deniz ortamında, kendisini avlamak için yaklaşan canlıya, eğer daha fazla yaklaşırsa onu yakacağı işaretini verir. (magma.nationalgeographic.com) Deniz anası kendisine bir canlı dokunduğunda, bunun kendisini avlamak için geldiğini, gelen canlının kendisini avlamasını engellemek için ne gibi bir tedbir alması gerektiğini düşünecek akla ve bilince sahip değildir. Bütün imkansızlığına rağmen deniz anasının böyle bir sistem geliştirmiş olduğunu varsaysak bile, canlının bunu diğer nesillere aktarabilmesi mümkün değildir. Deniz anası Yüce Allah'ın yaratma sanatının sonsuz sayıdaki örneklerinden bir tanesidir.

5- Fiber Optik Teknolojiye Sahip Yılan Yıldızı

Derisidikenliler grubunda yer alan deniz canlılarından yılan yıldızlarının (Ophiocoma wendtii) görünüşte gözleri yoktur. Fakat dalgıçlar denize daldıklarında yılan yıldızlarının kendilerini görüp kaçtıklarını fark etmişlerdir. Ayrıca gündüz koyu renkteyken geceleri daha açık tonlara bürünmektedirler. Yapılan araştırmalar bu yılan yıldızı türünün üzerinin göz gibi ışığı toplayan 50.000-100.000 minik mercekle kaplandığını göstermiştir. Yılan yıldızı bu özelliği ile gündüzleri adeta güneş gözlüğü takar. Çünkü salgıladıkları pigmentler mercekleri kaplayıp ışığı kestiği için gündüz koyu renkli görünürler. Geceleri ise kalsit kristal merceklerin üzeri açılır ve açık renk kazanırlar. Yılan yıldızlarının bu özelliği fiber optik teknolojilerin gelişmesinde yardımcı olmaktadır. (news.nationalgeographic.com) İnsanları hayrete düşüren bu canlıyı mucizevi özellikleriyle yaratan her şeyin hakimi olan Yüce Allah'tır.




 


© 2004 Muhammed Hasenoğlu www.muhammedhasenoglu.com
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.
danisma@muhammmedhasenoglu.com

 

eskimisir.com evcilhayvanlar.net