Mikro Canlılar Kainatın Yaratılışını Anlatıyor- 2

Karadaki Mikro Yaşamlar
1- Akşam Yemeği İçin Parlayan Larvalar


Termitlerin yaptığı insan boyuna ulaşan çamur kuleleri genellikle yağmurlu mevsimde yılbaşı ağaçları gibi parlar. Bu ışıklı, parlak görüntünün nedeni aç genç böceklerdir. Bu çamur tepeciklerini yapan termitler olmasına rağmen, kınkanatlılardan Pyrearinus termitilluminans'un larvaları bu yapıların içine davetsiz misafirler olarak yerleşirler. Larvalar tepeciğin tabanına yakın bölgelerde yumurtadan çıkar daha sonra tepeceğin yüzeyinde kazdıkları odalarda yaşamaya başlarlar. Ancak larvalar büyüdükçe üst bölümlere doğru göç ederler ve geceleri tepeciğin dış yüzeyinde ışık saçarak, ışık seven avların ilgisini çekerler, avlar arasında tepeciği inşa eden termitler ise en başta gelir. (National Geographic; March, 2005; Goulart, Beth;)

Peki, bu böcekleri başlıca besin kaynağını oluşturan termitlerin yaşadığı çamur kulelerine yerleştiren, ışık saçarak avını yakalamayı ilham eden güç nedir? Böceklerin bu özellikleri Yüce Allah'ın benzersiz sanatının bir sonucudur. Yüce Allah Kuran'daki pek çok ayette aklını kullanan insanların yaratılmış olan varlıkları düşünerek öğüt almaları gerektiğini bildirmiştir. Dolayısıyla insanın yapması gereken, yaratılış mucizeleri üzerinde düşünmek ve sadece Rabbimiz'e yönelmektir.

2- Etobur Tırtıllar

Bir tırtıl (Maculinea alcon) ve bir karınca türü (Myrmica rubra) arasında oldukça ilginç bir ortak yaşam söz konusudur. Bu tırtıllar karıncaların yuvalarına girip onların larvalarını yerler. Ancak karıncalar bu tırtılları yuvalarına taşır, onlara kendi yavruları gibi davranır, bakar ve hatta besler. Peki karıncaları kendi larvalarını yiyen bir düşmana karşı bu derece misafirperver davranmaya iten sebep nedir? Sebep, bu tırtılların üzerinin karınca larvaları gibi kokmalarını sağlayan mumsu bir tabaka ile kaplı olmasıdır. (National Geographic; June, 2003; Murawski, Darlyne A.;)

Bütün bunların bilinçli davranışlar olduğu açıkça ortadadır. Ancak, mikroskobik bir beyne ve sinir sistemine sahip bir tırtılın bu kadar bilinçli, planlı ve akılcı davranışlar sergilemesi mümkün müdür? Bu tırtılın düşünme gibi bir yeteneği yoktur ki, karınca larvalarının nasıl koktuğunu bilebilsin ve bu kokuyu elde edip karınca yuvalarına girebilmek için plan yapsın. Bu bilgileri tırtılın bir başka tırtıldan öğrenmiş olmasının da imkanı yoktur. Öyle ise yiyeceğini bulmak için düşmanlarını yanıltma fikrini ona veren kimdir? Bu sorular bir evrimci bilim adamına sorulsa açık ve kesin bir cevap asla veremez. Ancak evrimcilerin çok çaresiz kaldıklarında sığındıkları içgüdü kavramı üzerinde dururlar. Oysaki evrimcilerin içgüdü olarak tarif ettikleri bu akılcı davranışların kaynağı Yüce Allah'ın ilhamıdır. Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilir:

Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)

3- Gülen Yüz Örümceği

Bazı hayvanlar, yaşadıkları ortamda, kamuflaj gibi özel savunma taktikleri ile korunma altına alınmışlardır. Bu yöntemlerden bir tanesi Hawai'nin yağmur ormanlarında bitkilerin üzerinde yaşayan bir örümcek türüne aittir. Kuş türlerinin çok bol olduğu bu ormanlarda, örümceğin kolay av olmasını engellemek için gövdesinde gülen bir insan yüzünü andıran renkli işaretler bulunur. Örümcek bu sahte yüzü sayesinde düşmanlarını "tehlikeli" olduğuna ikna eder. (www.hawaii-forest.com)

Şimdi düşünelim; son derece inandırıcı olan bu yüz şekli, tesadüfün eseri olabilir mi? Dahası bu örümcek gövdesindeki yüzün düşmanını korkutacağını nereden bilmektedir? Örümcek, gövdesindeki bu deseni görmüş, sonra bu desenin ürkütücü olduğuna ve bir tehlike anında kullanabileceğine karar vermiş olabilir mi? Elbette bu kadar inandırıcı bir görüntü tesadüflerin eseri değildir. Ayrıca, elbette örümceğin gövdesindeki desenden haberi olduğu ve bunu bir savunma taktiği olarak kendi kendine bulduğu düşünülemez. Açıktır ki örümceği yaratan Yüce Allah, hem onun vücudunda böyle bir şekil var etmiş, hem de hayvana tehlike anında bu şekli kullanacak içgüdüyü ilham etmiştir.

4- Su Deposu Kurbağalar

Doğada, tüm canlıların sahip oldukları fiziksel özellikler, yaşadıkları ortamla son derece uyumludur. Bunun bir örneği de su depolayan bir kurbağa türüne aittir. Avustralya'da yaşayan ve boyutları 40-70 mm arasında değişen bu kurbağalar (Cyclorana platycephala) çöl şartlarına uyum sağlayacak şekilde yaratılmışlardır. Bu kurbağalar büyük miktarlarda suyu derileri aracılığıyla emerek, derilerinin altındaki cepler ve özellikle idrar keselerinde muhafaza ederler. Daha sonra çöl sıcaklığından korunmak ve su kaybını önlemek için toprağın altına gizlenirler. Yeraltındayken atılan deri parçaları tabakalarından oluşan, neredeyse su geçirmez bir dış koza içinde kendilerini emniyete alırlar. Bu kurbağalar yılın büyük kısmını yer altında geçirirler ve sadece sağanak yağmurlar sonrasında yüzeyde görülürler. (www.naturewriting.com)

Su depolayan kurbağanın bu davranışında düşünülmesi gereken birçok nokta bulunmaktadır. Bu kurbağa yaşadığı ortama en uygun özelliklere sahip olmakla birlikte, ne yapması gerektiğini de çok iyi bilmektedir. Çünkü onu yaratan Yüce Allah, ona ne yapması gerektiğini ilham etmektedir.

Sonuç

Burada davranışlarından örnekler verilen mikro canlıların ortak özellikleri her birinin güvenlikleri için akılcı önlemler almaları, zekice yöntemlerle yiyecek sağlamaları hatta, bilim adamları ve mühendisler gibi çalışarak teknolojik harikalar meydana getirmeleridir.

Ancak burada, unutulmaması gereken önemli bir nokta bulunmaktadır: Söz konusu olan canlılar kimi zaman küçücük bir böcek, bir kurbağa veya bir deniz canlısıdır. Çoğunlukla bir beyne bile sahip olduklarını söyleyemeyeceğimiz bu canlıların böylesine zekice ve bilgi gerektiren buluşlarının, davranışlarının kaynağı nedir?

Canlılığın tesadüfler sonucunda, cansız maddelerden oluştuğunu ileri süren evrim teorisi için bu sorunun yanıtı içgüdülerdir. Ancak bu içgüdüleri, yani kamuflaj, ortak yaşam kurma veya teknolojik bilgi ve beceriler edinmeyi bu canlıların genlerine kim programlamıştır? Evrimciler, fosfat, karbon gibi cansız elementlerden oluşmuş genlerde, bu özelliklerin birdenbire programlandığını ileri sürerler. Oysaki hiçbir gücü ve bilinci olmayan varlıkların diğer varlıklara şuur, zeka, bilgi, yetenek, manevi kavramlar türünden özellikler kazandırmaları, akıl ve mantık kuralları açısından, mümkün değildir.

Gerçek çok açıktır ve gözler önündedir: Bu canlılara tüm bu davranışları ve özellikleri kazandıran, tüm canlıların Yaratıcısı ve koruyucusu, Rahman ve Rahim olan Allah'tır.


 


© 2004 Muhammed Hasenoğlu www.muhammedhasenoglu.com
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.
danisma@muhammmedhasenoglu.com

 

eskimisir.com evcilhayvanlar.net