DÜNYADA İSLAM AHLAKININ YAYILIŞI

 

Son yirmi yıldır dünya genelinde Müslümanların sayısında istikrarlı bir artış söz konusu. 1973 yılında yapılan istatistikler dünya çapında Müslüman nüfusun 500 milyon olduğunu gösterirken, bugün bu rakam 1.5 milyara yaklaştı. Her dört kişiden birinin Müslüman olduğu günümüzde, Müslümanların sayısının tarihte ilk defa Hıristiyanların sayısını geçtiği bildiriliyor.1 Müslüman nüfusun sayısının yakın gelecekte daha da artacağı ve İslam'ın dünyanın en büyük dini haline geleceği tahmin ediliyor.

Bu istikrarlı yükselişin nedeni, sadece Müslüman ülkelerin nüfuslarının artış hızı değil, aynı zamanda diğer dinlerden ve kültürlerden pek çok insanın İslam'ı seçmesidir. Bu ikinci süreç, özellikle 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi'ne gerçekleştirilen hunhar terör saldırısının ardından daha da hızlandı. Başta Müslümanlar olmak üzere tüm dünyanın şiddetle kınadığı bu saldırı, bir anda insanların -özellikle Amerikan vatandaşlarının- dikkatlerini İslam'a çevirmelerine neden oldu. İslam'ın nasıl bir din olduğu, Kuran'da nelerin anlatıldığı, Müslümanın sorumluklarının neler olduğu ve gerçek bir Müslümanın nasıl yaşaması gerektiği Batı'da en çok konuşulan konular haline geldi. Bu ilgi doğal olarak pek çok ülkede İslam'a yönelen insanların sayısında önemli bir artış sağlAadı. Böylece 11 Eylül saldırılarının ardından pek çok kişi tarafından dile getirilen, "bu saldırının dünya tarihinin akışını değiştirecek bir olay olduğu" şeklindeki öngörü, bir anlamda gerçekleşmeye başladı. Uzun bir süredir dünya çapında yaşanan dini ve manevi değerlere dönüş süreci, bu olayla birlikte hak din olan İslam'a dönüş halini aldı.

Bazen bir gazete kupüründe, bazen bir televizyon haberinde duymaya başladığımız bu yönelişle ilgili gelişmeler ardarda sıralandığında, yaşananların ne kadar olağanüstü olduğu görülecektir. Çoğu zaman sadece gündem maddelerinden herhangi biri gibi sunulan bu gelişmeler, aslında İslam ahlakının dünyaya çok hızlı bir şekilde yayılmaya başladığının çok önemli işaretleridir.

Belirtmek gerekir ki, söz konusu işaretler ya gündemin diğer konuları arasında göz ardı edilmekte ya da pek çok insan tarafından gereği gibi değerlendirilememektedir. Oysa;

  • Dünyanın önde gelen devlet adamlarının konuşmalarında Kuran ayetlerine yer vermeleri ve her fırsatta Kuran ahlakını övmeleri,
  • Camileri ziyaret etmeye başlamaları ve bu ziyaretleri sırasında İslam hakkında detaylı bilgilendirilmeyi talep etmeleri,
  • Dünya tarihinde ilk defa, Papa'nın Hıristiyanları Müslümanlarla birlikte bir günlüğüne oruç tutmaya davet etmesi,
  • Hıristiyan din adamlarının vaazlarında Kuran'dan ayetler okumaları,
  • Kuran'ın Batı ülkelerinde haftalar boyunca en çok satılan kitap olması,
  • Uluslararası yayın yapan televizyonlarda İslam'ı tanıtan özel haberler, röportajlar ve tartışma programları yayınlanması,
  • Dünyanın önde gelen gazetelerinin İslam'ı anlatan ve Müslümanları konu edinen haberler yayınlaması,
  • Kütüphanelerde en çok talep edilen kitapların İslam'ı ve İslam tarihini anlatan kitaplar olması kuşkusuz çok önemli gelişmelerdir.
  • Rusya'da Müslümanlar


90'ların başında komünist sistemin tarihe karışması ile birlikte Rusya'da yeni bir dönem başladı. Komünist sistem yıllar boyunca materyalist felsefeye dayanan bir toplum düzeni kurmuştu.

Ne var ki tüm komünist sistemlerde olduğu gibi Rusya'da da, maddeci önyargılar toplum düzenini ve hayatını belirleyen temel öğeler oldu. İnsanları bir tür üretim aracı olarak gören, buna ek olarak aralarındaki ilişkide de Sosyal Darwinizm'in kurallarının geçerli olduğunu öne süren komünist rejim, ardında dev bir enkaz bıraktı. Çünkü sosyal Darwinizm, Charles Darwin'in bilim dışı olan evrim teorisinden yola çıkmakta, insanın bir tür gelişmiş hayvan olduğunu ve insanlar arasındaki ilişkide hayvanlar arasındaki kuralların geçerli olduğunu savunmaktaydı. Allah inancının ve din ahlakının ortadan kaldırıldığı bu düzende, insanın temel ihtiyaçları olan sevgi, saygı, şefkat, merhamet, fedakarlık, sadakat, vefa gibi güzel ahlak özellikleri de saf dışı bırakılmış oluyordu. Böylece, sürü psikolojisi içinde yaşayan, sürekli tedirginlik ve korku duyan, sevgi, şefkat ve merhamet gibi insani özelliklerini kaybetmiş, cezalandırılmayacağını düşündüğü alanlarda her türlü suça yönelebilen bir toplum ortaya çıktı.

Ancak Allah bu toplum yapısını da hak dinin lehine çevirdi. Rus toplumunda yaşanan manevi çöküntü ve ahlaki dejenerasyon, son zamanlarda insanların toplu olarak maneviyata ve dine yönelmesine aracı oldu. Rusya'da Müslümanların güçleneceği ve Rus halkının da İslam'a yöneleceği, İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi'nin yıllar öncesinden Müslümanlara müjdelediği bir gelişmedir. Komünistlerin henüz yeni iktidara geldiği yıllarda Rus askerlerine esir düşen Üstad, daha o zamandan komünizmin bir gün mutlaka yıkılacağını ve Rus topraklarında İslam'ın yayılacağını haber vermiştir. Bir Rus askeri ile arasında geçen konuşmada, "Asya'da alem-i İslam'da (İslam dünyasında) üç Nur birbiri arkasında inkişafa (yayılmaya) başlıyor. Siz de birbiri üstünde üç zulmet (karanlık ardınca) inkişafa (yayılmaya) başlayacaktır. Şu perde-i müstebidane yırtılacak, takallüs edecek (Şu baskı perdesi yırtılacak, tepetaklak olacak), ben de gelip burada medresemi yapacağım." sözleri ile Rusya'da Müslümanların elde edeceği imkanlara dikkat çeken Üstad'ın bu konudaki bir başka açıklaması ise şu şekildedir:

"İki dehşetli dünya savaşının neticesinde beşerde hasıl olan intibah-ı kavî ve beşerin tam uyanması cihetiyle kesinlikle dinsiz bir millet yaşamaz (iki dehşetli savaşın ardından insanlığın güçlü uyanışı ve tam uyanmaları yönüyle kesinlikle dinsiz bir millet yaşayamaz) Rus da dinsiz kalamaz. Geri dönüp Hıristiyan da olamaz. Olsa olsa küfr-ü mutlakı kıran (mutlak inkarcılığı kıran) ve hak ve hakikate dayanan ve hüccet ve delile istinat (ispat ve delile dayanan) ve aklı, kalbi ikna eden Kur'ân ile musâlâha (barışabilir) veya tabi olabilir."

Tıpkı Said Nursi'nin müjdelediği gibi, Rus halkı dinsiz bir milletin var olamayacağı gerçeğini kavramıştır ve bu kavrayış onları hak din olan İslam'a yöneltmektedir. Günümüzde sayıları 20 milyonu bulan Müslümanlar, Rusya nüfusunun %15'ini oluşturmaktadır.

Üstelik Müslüman nüfusun çoğunluğu, diğer ülkelerde olduğu gibi göçmenler veya yabancılar değil, bin yılı aşkındır bu topraklarda yaşayan kimselerdir. Komünist rejim boyunca camilerin kapatılıp depolara çevirildiği, din adamlarının tutuklanıp sürüldüğü, Müslümanların dinlerini yaşamamaları için çeşitli baskıların uygulandığı Rusya'da bugün halk akın akın İslam'a yönelmektedir. Bu yöneliş göz ardı edilemeyecek büyüklüktedir. 1998 yılında Rusya'da ilk İslami üniversite olan Rus İslami Üniversitesi'nin kurulması, Tataristan'da Sovyet döneminde 18 olan cami sayısının 1000'i geçmesi Rusya'da İslam'ın yükselişini gösteren örneklerden birkaçıdır. (Paul Goble, The Kremlin and The Cressent, RFERL/RL, 6 Mart 2001)

Burada sadece bir iki örneğini sıraladığımız bu gelişmeler, hiç şüphe yok ki çok güzel ve önemli gelişmelerdir. Bir zamanlar komünizmin kalesi olan Rusya'da bugün İslam'ın sesi yükselmektedir ve Allah'ın izni ile bu yükseliş daha da hızlanacaktır.

Kızıl Çin'de İslam

Komünizmin son kalelerinden biri olan Çin'de durum biraz daha farklıdır. Burada da İslam yükselmekte, ancak Mao'nun Kızıl ideolojisi devam ettiği için, dine karşı yürütülen mücadele tüm hızı ile devam etmektedir. Din adamları halen tutuklanıp işkenceye uğratılmakta, ibadethaneler kapatılmakta, insanların ibadet ve inanç özgürlüğü engellenmektedir. Devletin ibadet yapılmasına izin verdiği mescidlerde ve ibadethanelerde ise polisin ve askerin katı disiplini söz konusudur. Örneğin Doğu Türkistan'da Müslümanlar istedikleri camide ibadetlerini yerine getiremez, camide istedikleri kadar kalamaz, eğer devlet dairesinde çalışıyorlarsa oruç tutamaz, namaz kılamazlar. Camiye giden Müslümanlar gizli servis elemanlarınca yakın takip altına alınırlar. 18 yaşından önce dini eğitim almaları yasak olan Müslüman çocukların Kuran'ı öğrenmeye başladıkları tespit edilirse, yaşları kaç olursa olsun bu çocuklar gözaltına alınır ve aileleri cezalandırılır. Ancak izlenen bu baskı ve şiddet politikası Çin'de dine yönelişin önüne geçememektedir.

Çin'in katı uygulamalarına rağmen burada da dine yönelişin artması, Time dergisinin Asya baskısında şu şekilde belirtilmiştir:

Çin'in dini duyguları kontrol altına almak için uyguladığı tüm baskılara rağmen, vatandaşları arasındaki manevi uyanış pek de yok olacağa benzemiyor. Her ne kadar Komünist Parti halen resmi olarak ateist olsa da, Mao'nun ideolojisinin yerle bir olması, din tarafından doldurulacak manevi bir boşluğun ortaya çıkmasına neden olmuştur (Land of Spirits, Time Asia, 24 Ocak 2000) .

Şu anda Çin'de, her ne kadar Komünist Parti bu rakamı reddetse de, yaklaşık 200 milyon Müslümanın yaşadığı varsayılmaktadır. Her şeye rağmen ibadetlerini yerine getiren Müslümanların sayısında artış olduğu da tespit edilmiştir. ( Report on Chinese Muslim Population )

Bilmek gerekir ki, yaşanan tüm bu gelişmeler Kuran'da bildirilen, "İnsanların Allah'ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile..." (Nasr Suresi, 2-3) ayetinin tecelli edeceği vaktin çok yakın olduğunu, hatta yaşanmaya başladığını göstermektedir. Allah bu vaadini muhakkak tamamlayacaktır. İman edenlerin yapması gereken ise bu gelişmelerde ellerinden geldiğince pay sahibi olmaya gayret etmektir. Temennimiz Allah'ın bizleri de İslam'ın hakim olacağı bu kutlu döneme şahit kılmasıdır.


Avrupa'da En Hızlı Yayılan Din İslam

Fransız İç İstihbarat Dairesi tarafından hazırlanan rapor, İslam'ın, Avrupa'da en hızlı yayılan din olduğunu ortaya koydu.

Avrupa'nın en kalabalık Müslüman nüfusunu barındıran Fransa'da hükümet, İç İstihbarat Dairesi'ne bir İslam raporu hazırlattı. Bu rapor, İslam'ın, Avrupa'da en hızlı yayılan din olduğunu ortaya koydu.

İslam dinini tercih edenlerin sayısı; Batılı ülkelerin 11 Eylül saldırılarının ardından daha da arttı. Fransa'da sadece geçen yıl Müslüman olanların sayısı, 30-40 bin arasında. İslam dinini seçenlerin çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu belirtiliyor. Rapora göre, özellikle gençler ve kadınlar İslamiyet ile ilgili kaynakları okumaya ve takip etmeye çalışıyorlar. Eskiye oranla büyük bir artışın olduğu Fransa'da gençler, İslam ahlakını öğrenmek için interneti ve konu hakkında çıkan makalelerle, kitapları takip ediyorlar.

 


 


© 2004 Muhammed Hasenoğlu www.muhammedhasenoglu.com
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.
danisma@muhammmedhasenoglu.com

 

eskimisir.com evcilhayvanlar.net