İNDİRGENEMEZ KOMPLEKSLİK VE BİLİNÇLİ TASARIM


Bir saatin çalışabilmesi için, içindeki bütün çarkların eksiksiz olarak var olması gerekir. Çarkların tek biri olmasa, saat hiçbir işe yaramayacaktır. Bu 'indirgenemez kompleks' yapı, saatin kusursuz bir tasarım ürünü olduğunu gösterir.

Karmaşık bir sistem ya da çok detaylı şekillendirilmiş bir yapı, ancak bilinçli bir dizayn sonucunda ortaya çıkabilir.

Bugün bilim dünyasının önemli isimleri arasında çok önemli bir görüş yaygınlaşmaktadır: "Bilinçli tasarım". Bu görüşü savunan bilim adamları, canlılığın bilinçli bir "dizayn edici" tarafından var edildiğinin çok açık olduğunu vurgulamaktadırlar.

"Bilinçli tasarım"ı savunan bilim adamları, çok somut bir gerçeğe ve çok basit bir mantığa dikkat çekiyorlar: Karmaşık bir sistem ya da çok detaylı bir biçimde şekillendirilmiş bir yapı, ancak bilinçli bir dizayn sonucunda ortaya çıkabilir.

Örneğin ABD'deki ünlü Rushmore dağını gören hiç kimse, bu dağın üzerindeki yüzlerin dizayn edildiğinden kuşku duymaz. Çünkü dağın yüzüne kazınan dört Amerikan Başkanının yüzleri, çok belirgin bir heykeltıraşlık eseridir. Bu yüzlerin "tesadüfen", yani rüzgar, deprem, yıldırım gibi faktörlerle oluştuğunu öne sürmek ise hiçbir mantığa sığmaz.

Ancak yine de çoğu bilim adamı bu gerçeği kabul etmekte zorlanmakta ve hala temeli tesadüf olan evrim teorisine sadık kalmaya çalışmaktadır. Bilinçli dizayn teorisinin önde gelen savunucularından biri olan Michael J. Behe (Pennsylvania Lehigh Üniversitesi'nde biyokimya profesörü), bu yeni anlayışın bilim dünyası tarafından kabullenilmesinin kolay olmadığını, ancak zaten hiçbir bilimsel devrimin kolay gerçekleşmediğini şöyle belirtiyor:

"Hayatın üstün bir akıl tarafından tasarlanmış olduğu anlayışı, hayatı basit doğa kanunlarının bir sonucu olarak algılamaya alışkın bizlerde bir şok etkisi yaratmış durumda. Ama diğer yüzyıllar da benzer şokları yaşamışlardı ve şoklardan kaçmak için bir neden de yok." (Michael Behe, Darwin's Black Box, New York, The Free Press, 1996, s. 252-53)

Bugün, "Bilinçli tasarım" görüşü, giderek daha fazla bilim adamı tarafından savunulmaya başlanmıştır. Bilinçli dizayn teorisini savunanların en çok vurgu yaptıkları kavramlardan biri, "indirgenemez komplekslik"tir.

 

Darwinizm'e Kesin Bir Darbe: İndirgenemez Komplekslik


"İndirgenemez komplekslik" kavramı, aslında 1800'lü yıllarda evrim teorisini ortaya atan Charles Darwin tarafından ortaya konmuş bir "kıstas"a dayanır. Darwin, kendi teorisinin nasıl çürütülebileceğini Türlerin Kökeni'nde şöyle ifade etmiştir:

"Eğer birbirini takip eden çok sayıda küçük değişiklikle kompleks bir organın oluşmasının imkansız olduğu gösterilse, teorim kesinlikle yıkılmış olacaktır. Ama ben böyle bir organ göremiyorum." (Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, s. 189)

Burada dikkatten kaçmaması gereken önemli bir nokta vardır. Darwinizm canlıların kökenini iki bilinçsiz doğa mekanizması ile açıklar: Doğal seleksiyon ve rastlantısal değişiklikler (yani mutasyonlar). Darwin'e göre bu iki mekanizma canlı hücresinin kompleks yapısını, kompleks canlıların vücut sistemlerini, gözleri, kulakları, kanatları, akciğerleri, yarasaların sonarını ve daha milyonlarca karmaşık tasarımlı sistemi meydana getirmiş durumdadır.

Ancak son derece kompleks yapılara sahip olan bu sistemler, nasıl olur da iki bilinçsiz doğal etkenin ürünü sayılabilir? İşte bu noktada Darwinizm'in başvurduğu kavram, "indirgenebilirlik" kavramıdır. Teori, söz konusu sistemlerin çok daha basit hale indirgenebileceklerini ve sonra da kademe kademe gelişmiş olabileceklerini iddia etmektedir. Bu kademeler sayesinde, Darwinizm'in hayali iddiasına göre, önceden gözü olmayan bir canlı türü kusursuz bir göze sahip olmakta, önceden uçamayan bir başka tür de kanatlanıp uçar hale gelebilmektedir. (Harun Yahya, Darwinizm'in Sonu)

Ancak bilinçli tasarım savunucuları, bu klasik hikayede çok önemli bir yanılgı olduğunu savunuyorlar. Dikkat edilirse, Darwinist teori, bir noktadan bir başka noktaya (örneğin kanatsız canlıdan kanatlı canlıya) doğru giden aşamaların hepsinin tek tek "avantajlı" olmasını öngörüyor. A'dan Z'ye doğru gidecek bir evrim sürecinde, B, C, D... U, Ü, V ve Y gibi tüm "ara" kademelerin canlıya mutlaka avantaj sağlaması gerekiyor. Doğal seleksiyon ve mutasyonun bilinçli bir şekilde önceden hedef belirlemeleri mümkün olmadığına göre, tüm teori canlı sistemlerinin avantajlı küçük kademelere "indirgenebileceği" varsayımına dayanıyor.

İşte Darwin bu nedenle "eğer birbirini takip eden çok sayıda küçük değişiklikle kompleks bir organın oluşmasının imkansız olduğu gösterilse, teorim kesinlikle yıkılmış olacaktır" demişti.

Bilinçli tasarım savunucuları, işte bu noktayı vurguluyorlar ve 20. yüzyıl biliminin, Darwin zamanında yeterince bilinmeyen pek çok "indirgenemez kompleks" yapı ortaya çıkardığını belirtiyorlar. Michael Behe'nin kitabında yer alan bakteri kamçısı indirgenemez kompleks sistemlere verilen ilginç örneklerden sadece biri.

Bakteri Kamçısı (Flagellum)

Bakteriler milyonlarca yıldır sahip oldukları bu motor sayesinde 'kamçı' adı verilen organlarını hareket ettirir ve su içinde yüzerler. Bakteri kamçısının motoru 1970'lerde keşfedilmiş ve bilim dünyasını şaşkına çevirmiştir. Çünkü yaklaşık 250 ayrı moleküler parçadan oluşan bu 'indirgenemez kompleks' organın Darwin'in öne sürdüğü rastlantı mekanizmaları ile açıklanması imkansızdır.

"Kamçı" olarak Türkçeye çevrilen "flagella" isimli organ, bazı bakteriler tarafından sıvı bir ortamda hareket edebilmek için kullanılır. Organ, bakterinin hücre zarına tutturulmuştur ve canlı ritmik bir biçimde dalgalandırdığı bu kamçıyı bir palet gibi kullanarak dilediği yön ve hızda yüzebilir. Bakterilerin kamçısı, uzun zamandır bilinmektedir. Ancak son 10 yıl içindeki gözlemler, bu kamçının detaylı yapısını ortaya çıkarınca bilim dünyası şaşkına dönmüştür. Çünkü kamçının, önceden sanıldığı gibi basit bir titreşim mekanizmasıyla değil, çok karmaşık bir "organik motor" ile çalıştığı ortaya çıkmıştır.

Bakterinin hareketli motoru, elektrik motorlarıyla aynı mekanik özelliğe sahiptir. İki ana bölüm söz konusudur: Bir hareketli kısım (rotor) ve bir durağan kısım (stator).

Bu organik motor, mekanik hareketler oluşturan diğer sistemlerden farklıdır. Hücre, içinde ATP molekülleri halinde saklı tutulan hazır enerjiyi kullanmaz. Bunun yerine kendine özel bir enerji kaynağı vardır: Bakteri, zarından gelen bir asit akışından aldığı enerjiyi kullanır. Motorun kendi iç yapısı ise olağanüstü derecede komplekstir. Kamçıyı oluşturan yaklaşık 240 ayrı protein vardır. Bunlar kusursuz bir mekanik tasarımla yerlerine yerleştirilmiştir. Bilim adamları kamçıyı oluşturan bu proteinlerin, motoru kapatıp açacak sinyalleri gönderdiklerini, atom boyutunda harekete imkan sağlayan mafsallar oluşturduklarını ya da kırbacı hücre zarına bağlayan proteinleri hareketlendirdiklerini belirlemişlerdir. Motorun işleyişini basitleştirerek anlatmak amacıyla yapılan modellemeler bile, sistemin karmaşıklığının anlaşılması için yeterlidir.

Bakteri kamçısını kitabında detaylı olarak anlatan Michael J. Behe, sadece bu kompleks yapısının dahi, evrimi "yıkmak" için yeterli olduğunu vurgulamaktadır. Çünkü kamçı hiçbir şekilde basite indirgenemeyecek bir yapıdadır. Kamçıyı oluşturan moleküler parçaların tek bir tanesi bile olmasa ya da kusurlu olsa, kamçı çalışmaz ve dolayısıyla bakteriye hiçbir faydası olmaz. Bakteri kamçısının ilk var olduğu andan itibaren eksiksiz olarak işlemesi gerekmektedir. Bu gerçek karşısında evrim teorisinin "kademe kademe gelişim" modeli anlamsızlaşmaktadır. Nitekim bugüne kadar hiçbir evrimci biyolog, bakteri kamçısının kökenini açıklamayı denememiştir bile.

Bilinçli Tasarım Yaratılışın Delilidir

Bakteri kamçısı kuşkusuz bilinçli tasarım savunucularının tek örneği değil. Behe kitabında daha pek çok "indirgenemez kompleks" yapının örneğini veriyor. Sadece Behe'nin kitabında değil, bilinçli tasarımı savunan pek çok biyolog tarafından yayınlanan kitaplarda ve bilimsel makalelerde, evrimin "kör" mekanizmalarının açıklayamadığı kompleks tasarımlara dair sayısız örnek var: İnsan gözünün anatomisi, retina hücrelerindeki karmaşık biyokimyasal düzenek, DNA replikasyonunda görev yapan enzimler, insanın diz ekleminin tasarımı veya "tek yönlü ve daimi nefes akışı" sağlayan özgün kuş akciğerleri gibi.

Bilinçli tasarım savunucuları, bu yapıların hiçbirinin "doğal mekanizmalarla" oluşmuş olamayacağını, mutlaka bilinçli bir düzenlemenin ürünü olduğunu savunuyorlar. Peki bir yapının tasarım ürünü olduğu nasıl anlaşılıyor? William Dembski, The Design Inference: Eliminating Chance Through Small Probabilities (Dizayn Çıkarımı: Küçük Olasılıklar Yoluyla Şans Faktörünü Elimine Etmek) adlı kitabında (Cambridge University Press, 1998) bu soruyu cevaplıyor.

Dembski'ye göre, doğada var olup da doğal faktörlerle ortaya çıkma olasılığı aşırı derecede küçük olan yapılar, bilinçli bir tasarımın bilimsel kanıtını oluşturuyor. Örneğin fonksiyonel bir protein molekülünün, doğadaki 20 farklı aminoasitin rastlantısal olarak biraraya gelmesiyle oluşma ihtimali, matematikte "imkansız"ın başladığı nokta sayılan 1050'de 1'den bile çok çok daha (trilyarlar kere trilyarlarca kat) küçük. Bu durum, proteinin rastlantısal bir sürecin ürünü olmadığını, "tasarlanmış" bir yapı olduğunu gösteriyor.

Daha kolay anlaşılır bir örnek ise şöyle: Balta girmemiş bir ormanda bir heykele rastlarsanız, bundan çıkardığınız sonuç ne olur? Doğal faktörlerin bu heykeli oluşturmuş olmaları ihtimali çok küçük olduğu (yani böyle bir alternatif "imkansız" olduğu) için, heykelin tasarlanmış olduğu sonucuna varırsınız. Bilinçli tasarım savunucuları, canlıların kompleks mekanizmalarının, bir ormanda bulunan heykelden çok daha açık birer "tasarım kanıtı" olduğunu savunuyorlar.

Kuşkusuz bilinçli tasarım konusundaki çalışmalar, önemli bir soruyu da beraberinde getiriyor: Tasarımcı kim? Canlıları dizayn eden bilinç kime ait?

Akıl ve vicdanıyla düşünen her insan, canlılığın kökeninin yaratılış olduğunu görebilir. Tüm canlılar o denli kusursuz ve o denli mükemmel bir biçimde tasarlanmışlardır ki, Allah'ın yaratmasındaki muhteşemliği bizlere göstermektedirler. Tek bir harf bile bir yazar olmaksızın tesadüfen oluşmadığına göre, tüm evreni ve bu evrendeki tüm canlıları da bir yaratan vardır. Bu yaratıcı tüm hayatın bilgisine sahip olan, herşeyi kusursuz bir biçimde yaratıp şekillendiren Allah'tır.

Allah'ın bu üstün yaratma sanatı, Kuran ayetlerinde şöyle haber verilir:

"... Hayır, göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur, tümü O'na gönülden boyun eğmişlerdir. Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 116-117)"

 

 


© 2004 Muhammed Hasenoğlu www.muhammedhasenoglu.com
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.
danisma@muhammmedhasenoglu.com

 

eskimisir.com evcilhayvanlar.net