BUDİZM SAPKINLIĞI

 

Budizm inanç esasları, felsefesi ve uygulamaları ile putperest bir dindir. Bu sapkın öğretinin uygulayıcıları da asla kurtuluşa ve mutluluğa erişemezler. Yaptıkları uygulamalardan hiçbirinin Allah katında geçerliliği yoktur.

Son yıllarda dünya üzerinde, özellikle de Amerika ve Avrupa'da, Doğu felsefelerine yönelik artan bir ilgi görülmektedir. İnsanlara verilen yanlış telkinler nedeniyle oluşan bu ilginin iki önemli nedeni bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, insanların içinde yaşadıkları materyalist toplumdan, bu toplumdaki merhametsiz ve çatışmacı kültürden, acımasızlıktan, sıkıntılardan, kargaşadan, çatışmalardan, rekabetten, bencilliklerden ve yalancılıktan kaçma istekleridir. Bu kişiler barış, güven, hoşgörü ve huzur dolu bir hayatın özlemini duymakta, bunu da Hinduizm, Budizm gibi dinlerde bulabilecekleri yanılgısına düşmektedirler. İkinci neden ise bu dinlerin, sahip oldukları bazı gizemli özellikler nedeniyle insanlarda merak uyandırmasıdır.

Putperest Bir Din: Budizm

Budizm günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce Hindistan'ın kuzeydoğusunda ortaya çıkmış ve zaman içinde Sri Lanka, Moğolistan, Seylan, Mançurya, Kore, Japonya, Tibet, Çin, Tayland ve Nepal gibi ülkelerde etkili olmuştur. Bugün dünya üzerinde yaklaşık 300 milyon civarında Budist (ve Budist sempatizanı) olduğu tahmin edilmektedir.

Budizmi ve Budist hayat anlayışını tanımlama konusunda her zaman farklı görüşler olmuştur. Kimileri için Budizm bir din iken, kimileri için bir mezhep, bir tarikat ya da felsefi bir ekoldür. Sonuçta hayata bakış açısıyla ve tüm uygulamalarıyla göz önünde olan Budizmin putperest bir batıl öğreti olduğu açıktır. Budizm Allah inancına sahip olmayan, ateist bir dindir, ahiretin, hesap gününün, cennetin, cehennemin ve meleklerin varlığını reddetmektedir.

Budizm'in kurucusu Siddharta Gautama MÖ 563-483 yılları arasında Hindistan'ın Kapilavastu şehrinde yaşamıştır. Onun yaşadığı dönemde Hindistan'da yaygın din, ülkeyi işgal eden Aryaların dini olan Brahmanizmdi. Aryalar katı ve asla aşılmaz bir kast sistemi uyguluyorlardı. Bu kast düzenine göre toplum dört gruba ayrılmıştı. Her grup alt kastlara bölünüyordu. Brahman din adamları toplumun en üst kesimini oluşturuyorlar ve halka çok acımasızca eziyette bulunuyorlardı. (Harun Yahya, İslam ve Karma Felsefesi)

Soylu Sakya ailesine mensup olan Gautama, Suudhodana isimli asil bir prensin oğlu olarak dünyaya gelmiş, gençliğini refah ve bolluk içinde geçirmiştir. 29 yaşında sarayından ayrılan Gautama, 80 yaşında hayatını yitirene kadar mistik bir arayış içine girmiş ve bazı prensipler belirlemiştir. Bu prensipler zaman içinde bir öğretiye dönüşmüştür ve "Budizm" de budur. "Buda" kelimesi "uyandırılmış" veya "aydınlanmış" anlamlarına gelir ve Siddharta Gautama'nın eriştiği varsayılan manevi dereceyi ifade etmektedir. Buda'dan günümüze ulaşan metinler ise onun yaşadığı döneme ait değildir, onun ölümünden 300 - 400 yıl sonra kaleme alınmıştır. Bu metinlerde pek çok batıl inanış, akıl ve mantıkla çelişen çarpık uygulamalar ve Buda'yı önünde secde edilen bir put gibi gösteren sapkın açıklamalar bulunmaktadır.

Buda'yı Allah'a Ortak Koşanlar

Budizm inanç esasları, felsefesi ve uygulamaları ile putperest bir dindir. Budizm'de insanlar Buda'ya karşı çoşkulu bir sevgi, derin bir saygı ve içli bir korku duyarlar ve onu adeta bir ilah olarak kabul ederler. Her ne kadar Buda'nın, yaşadığı dönemde kendisine tapılmasını teşvik ettiğine dair bir belge bulunmasa da, Buda'nın ölümünden sonra putperest Brahmanlar seri bir şekilde Buda heykelleri yapmaya başlamışlardır. Buda'ya karşı aşırı sevgi besleyenler de zamanla bu heykellere taparak, O'nu ilahlaştırmışlardır. (Allah'ı tenzih ederiz.) Oysa Allah'ın vahyine dayalı tüm dinlerin en önemli özellikleri Allah'ı bir ve tek olarak tanımaları, tevhid inancını temel almalarıdır. Allah Kuran'da "... İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır, artık yalnızca O'na teslim olun..." (Hac Suresi, 34) şeklinde buyurur. Budistlerin yaptığı gibi Allah'ı inkar edip, herkes gibi sıradan bir insan olan Buda'yı putlaştırmak Kuran'da “Allah'a şirk koşmak” olarak tarif edilir. Şirk, Allah'ın yüzlerce ayetle insanlara hatırlattığı çok büyük bir günahtır. Allah ayette şu şekilde bildirir: "Gerçekten, Allah, Kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur." (Nisa Suresi, 48)

Budistler Buda'yı “herşeyi gören” ve “herşeyi bilen” olarak kabul etmektedirler. Budizmin hakim olduğu ülkelerin dört bir yanında görülen Buda heykelleri, tapınakların üzerine yerleştirilen Buda'nın gözleri hep bu sapkın anlayışı ifade etmektedir. Budistler Buda'nın her an kendilerini gördüğünü düşünmektedirler. Bu nedenle de evlerini Buda heykelleriyle doldurmakta, bunların önünde saygı gösterilerinde bulunmaktadırlar. Buda'nın taştan, tahtadan yapılmış gözleriyle kendilerini göreceğine, tahtadan kulaklarıyla kendilerini işiteceğine inanarak hem çok büyük bir akılsızlık sergilemekte hem de çok büyük bir günah işlemektedirler. Allah müşrik kavimlerin bu büyük aldanışlarını ve kendilerine ilah edindikleri varlıkların hiçbir şeye güç yetiremeyeceklerini "Onların yürüyecek ayakları var mı? Ya da tutacakları elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var? Yoksa işitecek kulakları mı var?.." (A'raf Suresi, 195) ayetinde bizlere bildirmektedir. Unutmamak gerekir ki şirk sadece maddesel putlara tapınmaktan da ibaret değildir. Bir kimseyi, Allah'ın kendisine bu dünyada geçici olarak ve imtihan için verdiği imkanlar nedeniyle gözde büyütmek, bu gücü ona aitmiş, kendisinden kaynaklanmış gibi görmek de onu ilahlaştırmak anlamına gelmektedir.

Uzakdoğu gizemlerinden etkilenerek bu batıl dini benimseyen kişiler unutmamalıdır ki, güzel ahlaka dair bazı öğütler içeren Budizm, gerçekte insanı Allah'ı inkar etmeye, elle yapılan putları O'na şirk koşmaya ve batıl bir hayat sürmeye kadar götürebilen sapkın öğretiler içermektedir. Bu nedenle de Budizmin insanlar için bir kurtuluş yolu olması mümkün değildir. İçinde yaşadığı zorlu ve sıkıntılı hayattan kurtulmayı ve tüm insanların mutluluk, huzur ve güven dolu bir hayat içinde yaşamalarını samimi olarak isteyen bir kişi, bulduğu yolun en doğru, en akılcı ve vicdana en uygun yol olduğuna içtenlikle karar vermelidir. Budizmin akıl dışı yönlerini görmezden gelip, bir özenti nedeniyle bu dini benimsemek insanı çok büyük bir kayba götürecektir.

İnsanların dünya üzerinde gerçek huzur ve mutluluğu bulmalarının, her türlü kötülükten, acımasızlıktan, karamsarlıktan ve mutsuzluktan kurtulmalarının tek yolu, Yaratıcımız olan Allah'a teslim olmak ve O'nun razı olacağı gibi bir hayat sürmektir. Budizm gibi putperest dinlere inananlar ise bilmelidirler ki, "haktan sonra ancak sapıklık" vardır:

"İşte bu, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tır. Öyleyse
haktan sonra sapıklıktan başka ne var? Peki, nasıl hâlâ
çevriliyorsunuz? "
(Yunus Suresi, 32)

 


 


© 2004 Muhammed Hasenoğlu www.muhammedhasenoglu.com
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.
danisma@muhammmedhasenoglu.com

 

eskimisir.com evcilhayvanlar.net